OklavaOklava

22 Eylül 2026 · Kenan Kanat · 3 dk okuma

Danışanla Mesajlaşmada Sınır Koymak: Mesai Saati ve Cevap Süresi

Gece mesajına gece cevap vermenin bedeli

Bir danışan akşam saat on birde "yarın sabah ne yesem" diye yazdığında cevap vermek küçük bir nezaket gibi görünür. Ama bu tek seferlik iyilik, danışanın zihninde sessizce bir kurala dönüşür: "Diyetisyenim her saat mesaja bakıyor." Bir sonraki gece aynı beklentiyle tekrar yazar. Zamanla bu döngü, mesai saatinin dışında da telefonu elden bırakamama alışkanlığına dönüşür.

Burada sorun danışanın kötü niyetli olması değil. İnsan davranışı geri bildirime göre şekillenir. Siz her mesaja hızlı ve her saatte cevap verirseniz, danışan da bunun normal olduğunu düşünür. Sınırı danışan koymaz, siz koymazsanız kimse koymaz.

Cevap süresini baştan netleştirmek

Bu döngüyü kırmanın en pratik yolu, beklentiyi işin başında açıkça söylemektir. Danışanlık sürecine başlarken, çalışma saatlerinizi ve mesajlara ortalama ne kadar sürede döndüğünüzü tek cümleyle belirtmek işe yarar. Örneğin "Mesajlarınıza hafta içi 09.00 ile 18.00 arasında, genellikle aynı gün içinde dönüş yapıyorum" gibi bir açıklama, danışan için net bir çerçeve oluşturur.

Bunu sözlü söylemek yeterli olmayabilir çünkü zamanla unutulur. Yazılı bir yere, örneğin danışanla paylaştığınız karşılama mesajına veya diyet planının üst kısmına eklemek daha kalıcı olur. Oklava'da danışan profiline not eklemek veya karşılama mesajını otomatik göndermek gibi araçlar kullanıyorsanız, bu bilgiyi her yeni danışana tekrar tekrar elle yazmak zorunda kalmazsınız.

Önemli olan, bu süreyi bir kere söyleyip unutmak değil, tutarlı biçimde uygulamaktır. Eğer "aynı gün dönerim" dediyseniz ve üç gün cevap vermezseniz, koyduğunuz sınırın hiçbir anlamı kalmaz. Söylediğiniz süreyi gerçekçi tutun; kendinize uygulayabileceğiniz bir aralık seçin.

Acil durumu rutin sorudan ayırmak

Danışanların tamamı sınır tanımaz değildir. Çoğu zaman asıl sorun, danışanın hangi mesajın "acil" hangisinin "beklenebilir" olduğunu bilmemesidir. Bir danışan için her soru o an cevaplanması gereken bir mesele gibi hissedilebilir, çünkü kendi sürecine odaklanmıştır.

Bu karışıklığı azaltmanın yolu, baştan bir ayrım yapmaktır. Örneğin danışana şunu söyleyebilirsiniz: "Günlük yemek tercihleri, tarif soruları veya plana küçük eklemeler için mesaj yazabilirsiniz, bunlara mesai saatleri içinde dönüş yapıyorum. Sağlık durumunuzla ilgili ciddi bir belirti fark ederseniz lütfen doktorunuzla veya acil servisle iletişime geçin."

Bu ayrımı yapmak hem danışanı doğru kanala yönlendirir hem de sizin üzerinizdeki "her an ulaşılabilir olma" baskısını azaltır. Rutin soruları biriktirip belirli saatlerde toplu cevaplamak, hem sizin hem danışanın zamanını daha verimli kullanmanızı sağlar.

Sınırı danışan ilişkisini bozmadan kurmak

Sınır koymaktan çekinmenin en yaygın nedeni, danışanı kaybetme veya "ilgisiz" görünme korkusudur. Oysa net bir sınır, doğru anlatıldığında güven verir. Danışan, sizin ne zaman ulaşabileceğini bildiğinde, cevap gelmeyen saatlerde endişelenmek yerine bekler.

Sınırı koyarken kullandığınız dil önemlidir. "Mesaj atmayın" gibi kapatıcı bir ton yerine, ne zaman ve nasıl destek alabileceğini gösteren bir çerçeve sunmak daha iyi sonuç verir. Örneğin "Bu saatler dışında yazdığınız mesajları görüyorum, ilk fırsatta dönüş yapacağım" cümlesi, danışana görmezden gelinmediğini hissettirirken sizin de sınırınızı korumanıza izin verir.

Bazı danışanlar başta bu sınıra alışmakta zorlanabilir, özellikle önceki diyetisyeninden farklı bir alışkanlık edinmişlerse. Böyle durumlarda sınırı bir kere hatırlatmak, sert bir uyarı yapmadan nazikçe tekrar etmek genellikle yeterli olur. Sınırı ilk kez çiğnendiğinde esnetirseniz, danışan bunun aslında geçerli olmadığını öğrenir.

Pratik olarak nasıl uygulanır

Mesai saati ve cevap süresi konusunda net olmak, tek seferlik bir açıklamadan çok, sistematik bir alışkanlık gerektirir. Birkaç somut adım işe yarayabilir:

Mesai saatlerinizi danışan sözleşmesine veya ilk görüşme notlarına yazılı olarak ekleyin. Karşılama mesajınızda cevap süresini belirtin, böylece her danışana ayrı ayrı anlatmak zorunda kalmazsınız. Mesai dışı saatlerde bildirimleri kapatmak veya telefonu sessize almak, sınırı fiilen uygulamanıza yardımcı olur. Acil ve rutin mesaj ayrımını danışana bir kez net biçimde anlatın ve gerektiğinde hatırlatın.

Oklava gibi bir panel kullanıyorsanız, randevu hatırlatmaları ve otomatik mesajlar rutin iletişimin bir kısmını üstlenebilir; bu da sizin elle yazmanız gereken mesaj sayısını azaltır ve gerçek sorulara ayırdığınız zamanı daha anlamlı hale getirir.

Sonuçta sınır koymak, danışana daha az önem vermek anlamına gelmez. Aksine, net ve sürdürülebilir bir iletişim düzeni, hem sizin tükenmemenizi sağlar hem de danışanın uzun vadede güvenilir bir destek aldığını hissetmesine yardımcı olur.

← Tüm yazılar

Bunları da okuyun