OklavaOklava

18 Eylül 2026 · Kenan Kanat · 3 dk okuma

Yeni Danışan Kaydından İlk Plana: İlk 48 Saatin Kurgusu

İlk 48 saat neden bu kadar belirleyici

Bir danışan kayıt formunu doldurup gönderdiğinde, o an aslında bir motivasyon zirvesidir. Karar verilmiş, ödeme yapılmış, ilk adım atılmıştır. Ama bu enerji sabit kalmaz. Danışan kayıt olduktan sonra hiçbir şey duymazsa, ilk günün heyecanı üçüncü günde belirsizliğe, beşinci günde de şüpheye dönüşebilir. Diyetisyen tarafında bu süreç genelde "sırası gelince bakarım" diye ertelenir, çünkü randevu takvimi zaten doludur. Ama danışan tarafında geçen her saat farklı hissettirir.

Burada önemli olan, ilk 48 saati rastgele değil, önceden kurgulanmış bir sıraya oturtmaktır. Bu sıra karmaşık olmak zorunda değil. Aksine ne kadar sade ve tekrarlanabilirse o kadar iyi işler.

İlk temasın sıcaklığı neden hızla soğur

Yeni danışan kayıt anında size güvenmiştir. Bu güvenin bir son kullanma tarihi vardır ve bu tarih sandığınızdan kısadır. Kayıt formunu dolduran biri, genelde aynı gün içinde bir tepki bekler. Otomatik bir "kaydınız alındı" bildirimi bu beklentiyi kısmen karşılasa da yeterli değildir, çünkü danışan bir sistemle değil bir insanla iletişime geçtiğini hissetmek ister.

Bu noktada tek bir gecikme büyük görünmez ama üst üste gelen küçük gecikmeler danışanda "acaba unutuldum mu" hissi yaratır. Özellikle daha önce başka bir diyetisyenle çalışıp yarım kalmış deneyimi olan danışanlarda bu his çok daha hızlı oluşur. Bu yüzden kayıt sonrası ilk mesajın içeriğinden çok, zamanlaması önemlidir.

Kayıt sonrası atılacak adımların sırası

İlk 48 saati üç aşamaya ayırmak işe yarar.

Birinci aşama, kayıtla aynı gün içinde atılacak kısa bir teşekkür ve yönlendirme mesajıdır. Bu mesajda uzun açıklamalara gerek yoktur. Danışana kaydının alındığını, sürecin nasıl ilerleyeceğini ve bir sonraki adımın ne zaman olacağını kısaca belirtmek yeterlidir.

İkinci aşama, bilgi toplama sürecinin başlatılmasıdır. Bu genelde bir anket, bir form veya kısa bir görüşme şeklinde olur. Bu aşamanın ne zaman başlayacağı net olmalı, "birkaç gün içinde" gibi belirsiz ifadelerden kaçınılmalıdır.

Üçüncü aşama, toplanan bilgilerin değerlendirilip planın hazırlanacağı zaman diliminin danışana bildirilmesidir. Bu üç adım art arda, önceden belirlenmiş aralıklarla ilerlediğinde danışan sürecin bir parçası olduğunu hisseder, sürecin dışında bekleyen biri gibi değil.

Bilgi toplama ile plan hazırlama arasındaki süre

Birçok diyetisyen için en çok zaman kaybedilen nokta, danışandan bilgi toplandıktan sonra planın hazırlanmasına kadar geçen süredir. Bu süre çoğu zaman diyetisyenin o haftaki randevu yoğunluğuna göre şekillenir ve danışana hiç söylenmez. Danışan formu doldurduktan sonra planın ne zaman geleceğini bilmiyorsa, her geçen gün onun için belirsizlik büyür.

Burada yapılması gereken şey basittir. Bilgi toplama tamamlandığı anda, plana ne zaman kavuşacağı net bir şekilde söylenmelidir. Bu süre bir gün de olabilir, üç gün de olabilir. Önemli olan söylenen sürenin gerçekçi olması ve tutulmasıdır. Gerçekçi olmayan bir söz vermek, hiç söz vermemekten daha kötü sonuç doğurur, çünkü beklenti oluşturup karşılamamak güveni daha hızlı zedeler.

Bu aşamada diyetisyenler arasında yaygın bir hata, bilgi toplama formunu gönderdikten sonra danışanın formu ne zaman doldurduğunu takip etmemektir. Form üç gün sonra doldurulmuşsa, planın hazırlanma süresi de o noktadan itibaren yeniden hesaplanmalı ve danışana güncellenmelidir.

Danışana ne zaman ne olacağını söylemek

Bütün bu sürecin özü aslında tek bir şeye dayanır. Danışan, her aşamada bir sonraki adımın ne zaman geleceğini bilmelidir. Bu, sürecin hızlı olmasından daha önemlidir. Yavaş ama net bir süreç, hızlı ama belirsiz bir süreçten daha az kaygı yaratır.

Pratikte bu, her mesajın sonunda kısa bir bilgilendirme cümlesiyle sağlanabilir. Örneğin bilgi toplama formunu gönderirken "formu doldurduktan sonra planınız iki gün içinde hazır olacak" demek, danışanın zihninde net bir zaman çizelgesi oluşturur. Plan gönderildiğinde ise bir sonraki randevunun veya kontrol noktasının ne zaman olacağını belirtmek aynı işlevi görür.

Bu küçük bilgilendirmeler tek tek önemsiz görünse de, danışanın süreç boyunca sizinle iletişimde kaldığını hissetmesini sağlar. Danışan portföyü büyüdükçe bu adımları elle takip etmek zorlaşır, bu yüzden kayıt, bilgi toplama ve plan hazırlama aşamalarını sabit bir sıraya oturtup her danışan için aynı akışı tekrarlamak, hem sizin işinizi kolaylaştırır hem de danışan deneyimini tutarlı kılar.

Sonuç olarak ilk 48 saat, danışanın sizinle çalışmaya devam edip etmeyeceğine dair ilk izlenimlerini şekillendirir. Bu süreci şansa bırakmak yerine önceden kurgulanmış bir sıraya oturtmak, hem danışan memnuniyeti hem de kendi iş akışınız için daha sağlam bir temel oluşturur.

← Tüm yazılar

Bunları da okuyun